Home » Yazılar » Yaşar Kemal – Teneke Kitap İncelemesi ve Düşündürdükleri
Posted in

Yaşar Kemal – Teneke Kitap İncelemesi ve Düşündürdükleri

Yaşar Kemal Teneke kitap kapağı

Sermaye zengini varlıklıların para için doğayı ve halkın sağlığını hiçe sayması hikayesi, benzerini çok gördüğümüz bir hikaye. Bu zengin kişilere yaltaklanan fakirler var aynı zamanda zenginlerin eylemlerinden zarar gören ve karşı çıkan fakirler de var ama hiçbir güçleri yok.

Çeltik (pirinç) ekilebilmesi için devletin (kaymakam) onay vermesi gereken bir evrende geçiyor hikayemiz. Hikaye kaymakamı bekleyerek başlıyor, ilçenin zenginleri, yani ağaları çeltik için izin almak istiyor. Fakir köylüye parasını vererek zaten onlardan izin almışlar ama devlet onayı gerekiyor.

Köye gelen kaymakam yeni mezun, Anadolu köyleri hakkında bir şehirlinin sahip olabileceği fikirlere sahip.

İçinde korku vardı. Anadolu kasabaları için kendisine neler anlatmışlardı! Uçsuz bucaksız bozkırların ortasında bir tepeye sırtını dayamış, birkaç toprak dam. Susuz. Kışın kar altında, yazın toz içinde. Yalnız. Sonra ağalarla hırsızlarla, eşkiyalarla cebelleşmeler. Kasaba insanları deyince gözünde poturlu, kangal bıyıklı, yanları tabancalı, saldırmalı… Hele eşrafı bir anlatmışlardı ki…

Köye geldiği gibi çeltikçi zenginler ve yaltakçıları kaymakamı etkilemeye başlıyor. En güncel tabiriyle lobi yapmaya başlıyorlar. Onu ilçenin en iyi köşküne yerleştiriyor, en iyi sofralar kuruluyor, her türlü rahatlık sağlanıyor. Tabi bunun tek bir amacı var, çeltik izni almak ve zengin olmak.

İzni de alıyorlar. Yeni mezun kaymakam bilmiyor çeltik nedir, etkileri nelerdir. Önüne geleni imzalıyor. Burada da devletin yansımasını görüyoruz; bilgisiz bir memur sonuçlarını ve etkilerini doğru düzgün bilmeden, araştırmadan büyük kararlar veriyor.

Çeltik üretimine izin verdikten sonra köy harap hale geliyor, her yer çamur oluyor, insanlar hasta oluyor. Ancak kaymakam geri dönülmeyecek bir yola girmiş durumda. Geri dönmeye çalışıyor, izinleri iptal etmeye çalışıyor ancak çeltikçi zenginlerin Ankara’da da nüfuzları var. Önce telgraflar ile kaymakamı görevden aldırmaya çalışıyorlar sonrasında Ankara’ya adam göndererek kaymakamı görevden aldırıyorlar. Sonuçta sermayeye düşman, gerçek iş yapmak isteyen köylüye düşman, ülkenin ekonomik olarak gelişmesine düşman bir kaymakam var, derhal sürülmeli. İktidarı mutsuz edecek kararlar aldığı için hakimlerin sürülebildiği bir ülkede bu olay size çok normal gelmiş olmalı.

Kaymakam sürülüyor ve o zaman anlıyor kapital zenginin tek umursadığı şeyin kârı olduğunu ve kârı için devleti de aracı haline getirebileceğini.

Bütün bu olanlar bitenler şaşırtıyordu onu. Bu insanlar, ne insanlar böyle? Faydalarının dışında gözleri dünyayı görmüyor. Görmüyor değil, bir kuruş için bir insana kıyabiliyorlar. Her yıl, sırf çeltik yüzünden binlerce kişi, çocuk ölüyor. Onlara analar “Katiller!” diye bağırıyorlar. Onlar gene tinmiyorlar. Bir kasaba halkı ellerinden zar ağlıyor. Onlara, yüzlerine karşı değil ama, arkadan arkaya düşman kesilmiş. Çok zaman, yalınayak, başıkabak, imanına tak demiş bir köylü, çarşının orta yerinde bir çeltikçi ağasının suratına bütün kinini kusuveriyor. Zehir gibi. Öteki oralı bile olmuyor.

Yakın dönemden bir örnek

Ülkemizde bu hikayenin çok fazla örneğini görmüşüzdür. Yakın zamanda Kaz Dağları’na yapılmak istenen altın madeni, Kanal İstanbul projesi için verilen ÇED raporu, Bodrum’un en güzel koylarının yakılarak yerlerine lüks oteller yapılması ve daha birçok örnek aklınıza gelecektir. Hep aynı hikaye, biz çevreye zarar vereceğiz ancak yatırım gelecek, ülke gelişecek, daha iyiye gideceğiz yalanı. Oysa ki ileriye giden halk veya ülke olmuyor, bir avuç zengin oluyor.

Yabancı bir şirketin para kazanmak için ülkemde siyanürle altın çıkarması bana hiç de mantıklı bir kalkınma planı gibi görünmüyor.

Kaz Dağları'nın altın madeninden önceki ve sonraki görüntüleri
Kaynak: https://yesilgazete.org/kazdaglari-direnisinin-ucuncu-yili-her-koyun-tepesinde-bir-maden-projesi/

Turgut Özal’ın Gökova Termik Santrali yapımı öncesi köylü kızlarla yaptığı konuşma bir zamanlar sosyal medyada gündem olmuştu. Köylerinin, doğalarının elden gideceğini söyleyen köylülere üstten bakan ve daha da kalkındıracağını söyleyen Özal.

Sonrasında ne oluyor, doğa mahvolmuş, köylüler yerlerinden edilmiş, fakirlik devam ediyor, kazanan halk olmamış. Kazanan yine bazı zenginler olmuş.

Yukarıdaki videolar 32. Gün belgeselinden alınmıştır. Belgeselin ilgili bölümü

Mesela kentsel dönüşümün gözde projesi Fikirtepe’ye bakalım. Buraya baktığınızda deprem korkusu giderilmiş, refahı artmış halkı görüyorsunuz, yoksa zengin olan inşaat şirketlerini mi?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *