Home » Yazılar » Bize verilen ve bizden çalınan zaman
Posted in

Bize verilen ve bizden çalınan zaman

Hey gözünü benden ayırma, daha fazla kaydır, emin ol eğleneceksin

Muhtemelen sosyal medyada zamanınızı nasıl daha faydalı harcayabileceğinizle ilgili içerikler karşınıza çıkıyordur. Bu tarz içerikler bana çok fazla öneriliyor. Muhtemelen sosyal medya algoritmaları benim zamanını çarçur eden eden bir insan olduğumu düşünüyor. Peki gerçekten öyle mi?

Başlıklar

Kişisel gelişim çağında bizi suçlayan algoritmalar

Teknoloji sayesinde artık çok daha fazla zamanımız var. En azından teoride böyle olması bekleniyordu. Bir gün teknolojin gelişeceği, robotların üretimde aktif rol alacağı ve biz insanların daha fazla boş zamana sahip olacağı bekleniyordu. Liberal kapitalist ekonomide bunun çelişkili bir beklenti olduğu çok açık (bu konuya başka bir yazıda değinmeyi düşünüyorum). 2025 yılı itibariyle üretimde robotların daha fazla rol aldığı, geçmişte aylar süren yolların artık saatler içinde aşıldığı bir dönemdeyiz. Açıkça daha fazla zamanımızın olması için hiçbir engelin olmadığı bir çağdayız. Ancak ütopyalar hayal ederken hesaba katmadığımız bir şey oldu, insan tüketmek zorunda olan bir canlıya dönüştü.

Kapitalist sistemin devam etmesi için üretilen ürünlerin satılması ve her geçen yıl kârın arttırılması gerekiyor. Daha fazla ürün satmak için daha fazla tüketim olması zorunlu. İnsan oturduğu yerde tüketime teşvik olan bir canlı değil, bir şekilde bir ürünü satın almanın teşvik edilmesi gerekiyor. Siz hiç bir insanın evde tek başına otururken “elektrikli araba almalıyım” gibi bir düşünceye girebileceğini düşünüyor musunuz? En azından benim Sinop’ta köyde yaşayan, elektrikli arabanın ne olduğunu bile bilmeyen dedem için bu imkansız. Tabi hedef kitle dedem gibiler değil, biz teknolojiyi az çok kullanabilen şehirliler. Peki insan nasıl ikna edilir? Öncelikle kişiye bir eksiği olduğu, elektrikli arabanın o eksiği dolduracağı gösterilmesi gerekiyor. İkna etmek için farklı yöntemler var tabi: kimileri için elektrikli arabanın çok havalı olduğu kadınların ona hayran olacağı söylenebilir; kimilerine bunun daha çevreci olduğu ve kullanırsa dünyanın kurtarıcısı olma şerefine erişeblieceği söylenebilir; kimilerineyse bunun en iyi teknoloji olduğu ve bir teknoloji gurusu olarak elbette buna sahip olması zorunlu olduğu söylenebilir.

Gördüğünüz gibi farklı insanlar için farklı ikna yöntemleri var. Herkesin güdülerini kamçılayan duygu farklı. Geçmiş dönemdeki reklamları düşünün. Yol kenarında bir tabelada veya televizyon ekranlarında sunulan reklamlar. Genele hitap etmek zorunda, genel jenerik ifadeler kullanmak zorunda. Herkese hitap etmesi oldukça güç. İşte bu noktada sosyal medya reklam dünyası için ve aynı zamanda kapitalizm için şahane bir icat oldu.

Size daha fazla ürün satabilmemiz için lütfen kendinizi tanıtınız

Sosyal medya uygulamalarının tek amacı sizi daha fazla tanımaktır. Bu noktada aklımıza şu soru geliyor: Teknolojik bir ürün neden sizi daha fazla tanımak istesin ki? Televizyonum (en azından eski akıllı olmayan) beni tanımıyor, koltuğum beni tanımıyor, kahve makinem beni tanımıyor peki sosyal medya neden beni tanımak istiyor? Çünkü sosyal medya bizleri eğlendirmek üzere tasarlanmış medya gibi görünüyor olsa da tek amacı sizlere daha fazla reklam gösterebilmek ve daha fazla ürün sattırabilmek. Sosyal medyaların hepsi ücretsiz, tek bir gelir modelleri var o da sizin uygulama içerisinde daha zaman geçirmeniz dolayısıyla daha fazla reklam gösterebilmek.

Tabi siz 3-5 içerikte bir gösterilen reklama bakmadan atlayacak kadar zeki olduğunuzu ve reklamlardan etkilenmediğinizi düşünebilirsiniz. İşte bu noktada bizim gibi insanların bize yaptığı reklamlar devreye giriyor, içimizdeki hainler (şaka şaka herkes ekmeğinin pelinde). Bir kullanıcı çıkıp “yeni çıkan şu telefonun şu şu özellikleri var çok hoşuma gitti” diyebiliyor mesela. Bu sizin zihninizde ufak bir yer ediyor. Sonra kaydırıyorsunuz ve başka bir kullanıcı aynı ürünü tekrar övüyor. Kaydırıyorsunuz ve başka bir kullanıcının yeniden övdüğünü görüyorsunuz. Bu noktada kafanızda bir fikir oluşuyor “bu telefon gerçekten iyi görünüyor, acaba alsam mı?”.

Aslında markalar influencer marketing denilen bu reklam yönteminde sosyal medya şirketine para ödemiyor, içerik üreticisine ödüyor ve ilk bakışta sosyal medya şirketinin bir kazancı yok gibi. İçerik üreticisine verilen reklam üreticinin gelir elde edebilmesi için daha fazla içerik üretmesini sağlıyor, daha fazla içerik üretmesi demek daha fazla takipçi elde etmesi anlamına geliyor, daha fazla takipçi demek platformun daha fazla kişiyi eğlendirebilmesi demek, daha fazla eğlenen insan uygulamada daha fazla zaman geçirecek, daha fazla zaman geçiren insan daha fazla reklam görecek, daha fazla reklam gören insan daha fazla tüketecek…

Çok yorgunum biraz kaydırayım

Devamlı tüketmek için teşvik edilen bünyelerimiz bir taraftan da bu tüketimi karşılayabilmek için çalışmak zorunda. En azından çoğumuz hala geçinmek için çalışmak zorunda olanlardanız. Çalışıyoruz ve yoruluyoruz, biraz rahatlayıp eğleneyim diye elimize telefonumuzu alıyoruz, bize oldukça cazibeli görünen insanlar bizi karşılıyor. Peki bu insanları gösteren özellikleri neler? İç çamaşırları ünlü ve pahalı bir marka, kaydırayım, hmm lüks bir restoranda yemek yiyor “acaba gidebilir miyim?”, kaydır, vay be adamın arabasına bak, kaydır, kıyafeti güzelmiş, kaydır, evi güzelmiş, kaydır, vaay burası hangi ülke acaba gidilebilir mi?…

Çalışma saatlerini azaltarak, ulaşımı daha hızlı hale getirerek, iletişim teknolojilerini arttırıp bir yere gitmeden de iletişim kurabilmenizi sağlayarak teknoloji size daha fazla zaman verdi. Ancak bu zamanı sizi eğlendirmeyi vaat ederek kendi çalışanı haline getirerek geri almasını bildi.

Ek iş olarak reklam izleyiciliği

Artık hepimiz birer reklam izleyicisine dönüştük. Sosyal medyada ne kadar fazla zaman geçirirsek o kadar fazla reklam görürüz, ne kadar reklam görürsek sosyal medya şirketi o kadar para kazanır, ne kadar fazla para kazanırsa bizi eğlendirmek için uygulamasını o kadar geliştirir. Bu olayı çözmüş sosyal medyaki gurular da bizi uyarır “daha fazla kaydırma, kendini geliştir”. Peki içeriden bizlere bu mesajı vermeye çalışan kişi Morpheus mudur yoksa o uygulamada kendini öne çıkarıp para veya şöhret kazanmaya çalışan birisi midir?

Morpheus kırmızı hap mı mavi hap mı sorusunu soruyor

Neyin doğru olduğunu hepimiz biliyoruz

Sanırım herkes daha fazla kitap okuması gerektiğini, daha fazla sebze yiyip sağlıklı beslenmesi gerektiğini, daha fazla spor yapması gerektiğini bilir. Peki neden yapmaz? Çünkü bu eylemlerin karşısında olan şeyler daha kolay ve keyiflidir. Sevdiğin bir diziyi izlerken bira içip cips yemek her zaman daha cazip görünüyor. Veya güzel görünen çikolatalı pasta her zaman kinoalı salatayı yenecektir. Doğruyu yapmak çoğu zaman emek ve fedakarlık gerektirir. Parmağın ile 6 inçlik bir ekranda kaydırma hareketi yapmak ve bir sonraki içeriğin seni bir öncekinden daha fazla eğlendirmesini beklemekten daha rahat ne olabilir mi?

Son çağrım sosyal medyadaki sağlıklı yaşam (sağlıklı zihin ve sağlıklı beden) gurularına, bizi bırakın be. Hepimiz aynı bataklıktayız sen beni kurtaramazsın bari en azından beni kurtarmak istiyormuş rolünü bırak. Kendini Bbnden daha üstün insanmış gibi gösterip beni kullanarak para kazanma.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *